• ANASAYFA
  • BİYOGRAFİ
  • TENİSİN İÇİNDEN
  • GÜLÜMSETEN ANILAR
  • TENİS SÖZLÜĞÜ
  • TENİS TURNUVALARI
    • ROLAND GARROS (FRANSA AÇIK)
    • WIMBLEDON
    • DAVIS CUP FİNALİ (1996 MALMÖ)
    • DAVIS CUP FİNALİ (1995 MOSKOVA)
    • FED CUP (1983 ZÜRİH)
  • OLİMPİYAT OYUNLARI
    • YAZ OLİMPİYAT OYUNLARI
      • 1988 SEOUL
      • 1992 BARCELONA
      • 1996 ATLANTA
      • 2000 SYDNEY
    • KIŞ OLİMPİYAT OYUNLARI
      • 1984 SARAJEVO
      • 1988 CALGARY
      • 1992 ALBERTVILLE
      • 1994 LILLEHAMMER
      • 2002 SALT LAKE
  • FUTBOL
    • FIFA WORLD CUP
      • MEKSİKA 1986
      • FRANSA 1998
    • UEFA KUPASI / SÜPER KUPA 2000
    • FUTBOL FUTBOL
  • AKDENİZ OYUNLARI
    • 1993 LANGUEDOC-ROUSSILLON / FRANSA
  • MİKROFONDA FAHRİ İKİLER
  • ÖDÜL TÖRENLERİ
  • SPORUN ÜNLÜLERİ İLE
  • SİYAH BEYAZ KARELER
  • TV PROGRAMLARIM
    • YAŞAM BOYU SPOR
    • ŞAMPİYON 84
    • SPOR DEYİNCE
  • ALBÜMÜMDEN
  • İLETİŞİM
    COPRYIGHT © FAHRİ İKİLER. TÜM HAKLARI SAKLIDIR. KAYNAK GÖSTERİLMEDEN ALINTI YAPILAMAZ.

    JAN KODES’İN KİTABINDAN 1969 TED OPEN

    Ekim 02, 2017 admin TENİSİN İÇİNDEN 0 comments
    1142
    0

    Jan Kodes, Wimbledon’da daha önce hiç bir tenisçinin kolay kolay yaşayamayacağı bir olaya sebep olan birisiyle tanıştı.
     
    Türk olduğu ve hatta ülkesinin birinciliğini bir kaç yıl önce kazanmış bir tenisçi olduğu ortaya çıkan bir adam tarafından sürekli takip ediliyordum. Adı Uluğ’du. Komik bir adam. Sürekli bana İstanbul’a gelip büyük bir turnuva oynamam gerektiğini söylüyor ve Kukal ile çiftler oynamamı istiyordu. Ben kabul edene kadar peşimi bırakmadı ve Jan Kukal ile ben oraya gitmeye karar verdik.
     
    İstanbul’daki ilk maçımdan sonra otele döndüm ve yorgun kaslarımı rahatlatmak için hemen havuza girdim. Bir ara kenar taşlarına tutundum ve etrafıma bakındım. Biraz uzakta bir kaç bungalov vardı. Birden gözlerime inanamadım. O küçük evlerin arasında Charles Bronson duruyordu. Kendi kendime “bu rüya olmalı” diye düşündüm ve tekrar suya daldım ve çıktım. Oydu, hala orada duruyordu. İstanbul’da bir film çekiyordu ve ailesiyle birlikte havuzun kenarında bir bungalovda kalıyordu. O hafta boyunca onu bir çok kereler gördüm. Bu küçük adamın nasıl western’ler yapabildiğini merak ettim. Ancak bunu ona sormaya çekindim.
     
    Orada iyi maçlar oynadım. Kukal ile birlikte, 5 setlik finalde 8/10, 6/4, 5/7, 7/5 ve 9/7 lik skorla Hewitt-Maud çiftini yenerek birinci olduk.
     
    Finalden önce, Cuma gününe kadar hiç para (cep harçlığı) almamıştık. Jan’a dedim ki; “Jan, endişe ediyorum, acaba para alabilecek miyiz? Bütün bu maçları oynuyoruz ama bana bize hiç para vermeyeceklermiş gibi geliyor.”
     
    “O zaman Uluğ’a ulaş ve en azından biraz avans vermelerini iste” dedi.
     
    Bunu hemen yaptım. “Bay Uluğ, bugün Cumartesi, yarın çiftler finalini oynayacağız ve daha hiç para almadık” dedim.
     
    O da, “Sakin ol Bay Kodes. Kompleksin ucuna kadar git. Onun arkasında zincirli çitin ortasında bir delik var, oradan geç ve sola dön. Orada ahşap bir kulübe göreceksin. Bay Akef seni orada bekleyecek ve paranı verecek” dedi.
     
    Ağzımdan “kahrolası” diye çıktı ve Jan’a “haydi gidelim” dedim. Orada bir çit ve Afrika’daki gibi çalılıklarla kaplı bir arazi vardı. O delikten geçtik. Solda gerçekten bir kulübe vardı. Ama o da ne! Sırıklar üstünde bir tavuk kümesi! Tıpkı bir masaldaki gibi, büyücülerin yaşadığı yer gibi. Yukarı çıkan bir merdiven ve küçük bir kapı.
     
    Kendi kendime dedim ki, “Bizi nereye gönderdiler böyle. Umarım burada boğazımızı kesmezler! “
     
    Birden Jan dedi ki; “Bak biri bize el sallıyor. Önce sen git.”
     
    Merdivene çıktım ve kulübeye ulaşana kadar dikkatlice tırmandım. İçerde saman ve yuvarlak bir masa ile çevresinde oturmak için bir kaç ağaç kütüğü vardı. Kütüklerden birinde bir adam oturuyordu. Tipik bir Türk; “Bay Kodes, ben Akef. Lütfen oturun” dedi.
     
    Bir yerden bir çanta çıkardı. Kapağını açtı ve içi tamamen Amerikan dolarları doluydu. 700 dolar saydı ve bunları bir zarfa koydu. Sonra düşündü taşındı ve dedi ki; “Halen çiftler finalindesiniz, öyle değil mi? Ve bu yüzden çiftler için 200 dolar daha alacaksınız.”
     
    Herhangi bir şeyi imzalamamı isteyip istemediğini sorduğumda kollarını şiddetle salladı ve “yoo, hayır hayır…” dedi.
     
    Alacağımı aldım ve merdivenden aşağıya indim. Kendi payını alması için Kukal’ı yukarı gönderdim.
     
    Bu olaya uzun süre güldük ve kime anlattıysam zor inandılar. Olayın kötü tarafı şuydu; resmi tenis kuru Amerikan dolarıydı. Eğer yeterince Amerikan doları olmasaydı organizatörler İstanbul’da bir turnuva düzenleyemezlerdi. O yıllarda onların yerel kurlarını Amerikan dolarına çevirmek nerdeyse imkansızdı. Eğer bize Türk lirası olarak ödeme yapsalardı neler olabileceğini tahmin edebilirsiniz. Türkiye sınırları ötesinde elimizde işe yaramaz banknotlar tutuyor olacaktık.
     
    Bu komik olay bile, yılın ilk yarısından sonra, Jan’ın iyi formunun geri gelmesine yardımcı olmadı.
     
    Jan Kodes
     
    Rahmetli Celal Uluğ, büyük bir öngörüyle o zaman daha hiçbir Grand Slam şampiyonluğu bulunmayan Çekoslovak tenisçi Jan Kodes’i İstanbul’a davet etmiş ve onu Türk tenis seyircisi ile buluşturmuştu.
     
    1946 Prag doğumlu olan Jan Kodes, 1970’lerin başında 3 Grand Slam şampiyonluğu kazanarak Çek Cumhuriyeti’nin tenis tarihinde yer almaktadır. Kodes, 1970 ve 1971’de Roland Garros’da, 1973’de de 81 erkek tenisçinin turnuvayı boykot ettiği Wimbledon’da tek erkekler birincisi olmuştu.
     
    İstanbul’da çiftlerde birlikte oynadığı vatandaşı 1942 doğumlu Jan Kukal da, iyi oyunuyla tenis severlerin beğenisini kazanmıştı.
     
    Jan Kodes’in kitabında, turnuvanın ödül dağıtım uygulamasını yeren ve komik gösteren ifadelerini ve o yıllardaki döviz politikasını eleştiren satırlarını, haksız buluyor ve çirkin olarak nitelendiriyorum.

    Yazılar

    • GÜLÜMSETEN ANILAR (20)
    • TENİS SÖZLÜĞÜ (30)
    • TENİSİN İÇİNDEN (23)

    SON YAZILAN YAZILAR

    • TÜRKİYE SIRALAMALARI – 18 YAŞ
    • TÜRKİYE SIRALAMALARI – 16 YAŞ
    • TÜRKİYE SIRALAMALARI – 14 YAŞ
    • TÜRKİYE SIRALAMALARI – 12 YAŞ
    • GÜLBERK GÜLTEKİN SALMAN: DOKSANLI YILLAR FIRTINASI

    Arşivler

    • Ekim 2017
    • Eylül 2017
    • Ağustos 2017
    • Temmuz 2017
    • Haziran 2017
    • Mayıs 2017