İstanbul Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü (TED), Türkiye’de tenisin gelişimine katkıda bulunan en önemli temel taşlardan biri olmuştur. 1946 yılında düzenlemeye başladığı turnuva ile Türk tenisine katkısını üst düzeye çıkarmış ve tenise ilgiyi büyük ölçüde arttırmıştır.
Turnuva, düzenlendiği tarihlerde, yalnız İstanbul’daki değil, Ankara ve İzmir’deki tenis sevenleri de İstanbul TED kulübünde buluşturmuştur.
Düzenlendiği ilk yıllarda adı, İstanbul Enternasyonel Tenis Turnuvası olan bu turnuva, daha sonra Uluslararası İstanbul Tenis Turnuvası, daha sonra TED Open, ve son olarak da TED İstanbul Challanger olarak anılmaktadır.
TED İstanbul Challanger, uzun yıllara dayanan mazisi, sürekliliği ve Türk sporuna ve sosyal hayatına katkılarıyla büyük bir takdiri hak etmektedir. Yıllar içinde büyük zorluklara göğüs gererek bu turnuvanın devamını sağlayan, başta Başkan Behbut Cevanşir ve arkadaşları olmak üzere, şimdiki Başkan Mehmet Tınaz ve ekibi, turnuvanın ilk yıllarından itibaren görev alan yöneticiler, bu önemli organizasyonu ayakta tutan, Türk tenisinin şükran duyduğu kişiler olarak görülmelidir.
Turnuva başladığı 1946 yılından itibaren dünya tenisinin önemli isimlerine ev sahipliği yapmıştır. Kimi tenisçiler bu turnuvaya ünlü olarak gelmişler, kimi tenisçilerse bu turnuvaya katıldıktan sonra ünlü olmuşlardır.
1949, turnuva tarihinde önemli yıllardan biri olarak görülür. Sizleri 1949 yılına, şimdi Harbiye’de Hyatt Regency otelinin yerinde bulunan TED kulübüne götürmek istiyorum. Tarih 20-30 Ağustos 1949….
Tarih: 24 Ağustos 1949. Soldan sağa, ünlü Alman raket Von Cramm, İngiliz Curry, Türk tenisçileri Bahtiye Musluoğlu ve Enes Talay ile maç öncesinde. Maçı, Von Cramm-Curry çifti 6/3 6/4 kazandı.1949 yılında Türk tenis severler ve tenisçiler, dünya tenisinin yıldızları Henry Cochet ve Von Cramm’la tanışma imkanı buldular. Her ne kadar bu tenisçiler çok başarılı oldukları yılları geride bırakmış olsalar da, katıldıkları her turnuvada büyük ilgiyle izlenen isimlerdi.
Fransız Henry Cochet, Wimbledon’ı 1927 ve 1929 yıllarında teklerde, 1926 ve 1928 yıllarında çiftlerde kazanmış, 1928 yılında Amerika Açık Tenis Turnuvası’nda şampiyon olmuş, Roland Rarros’u teklerde 5 kez (1922, 1926, 1928, 1930 ve1932), çiftlerde 3 kez (1927,1930 ve 1932) kazanmış bir tenisçiydi. Fransızların “Dört Silahşörler” diye adlandırdığı ünlü oyuncularından biriydi. İstanbul’a geldiğinde 53 yaşındaydı. Cochet, ilk maçında Melih Kutay’ı 6/3 6/1 yendi. Ünlü Fransız raketin ikinci rakibi Şefik Fenmen’di. O yılın Türkiye birincisi Fenmen 5 oyun alabildi. Setler 6/2 6/3…
Alman Von Cramm ise 40 yaşındaydı. Roland Garros’u teklerde 1934 ve 1936 yıllarında, çiftlerde ise 1937 yılında kazanmıştı. Altıncı Almanya şampiyonluğunu İstanbul’a gelmeden kısa süre önce elde etmişti. 1935, 36, 37 yıllarında üst üste üç kez Wimbledon’da final oynamıştı.
Von Cramm’la ilk maçı yapmak Engin Balaş’a nasip oldu. Çok ünlü tenisçilerle oynamak herkese kısmet olmazdı. Ancak sonuca da katlanmak gerekiyordu. Balaş 2 oyun alabilmişti, 6/0 6/2…
Kariyerinin başlarında olan Nazmi Bari de Avustralyalı Jack Harper’i unutmayacaktı, 6/0 6/0…
1948 yılında adından en çok söz ettiren tenisçilerden biri olan tek kollu Avusturyalı Redl ile aynı ülkeden Weiss, 1949’da da İstanbul’un konukları arasındaydı. Bir önceki yıl, finalde yenilen Weiss-Redl çifti, önce Suat Nemli-Holmes, çeyrek finalde de, o yılın Challenge Kupası sahibi Enes Talay-Suzan Gürel çiftini 3 sette yenerek yarı finale çıktılar, ama güçlü rakipleri karşısında finali göremediler. Tek kollu Redl, teklerde de bir yıl önceki gibi başarılı olamadı. Avusturyalı tenisçi, Fehmi Kızıl’ı 3 sette yenebildi, 6/2 0/6 6/3. Ancak, finale yükselemeden aynı ülkeden Jack Harper’a 3 sette yenildi.
Von Cramm-Harper çifti de, önce Engin Balaş-Benjenk çiftini 6/0 6/0, sonra da 3 sette K.Unciyan-Arevyan çiftini mağlup etti.
Karışıkta ise Mualla Gorodetzki-Şefik Fenmen çifti, Veber-Holmes çiftini 6/2 6/1 yendi, ancak çeyrek finalde Dawson Scott(GBR)-Jack Harper (AUS) çiftine 6/1 6/1 yenilerek elendi.
Bayanlarda turnuvanın en güçlü isimleri İtalyanlardı. İtalyan Bossi, çeyrek finalde Bahtiye Musluoğlu’nu 3/6 6/3 6/3 yendi.
Gazeteler ve seyirciler, turnuvaya büyük ilgi gösterdi.
Turnuva öncesinde ünlü spor yazarı Eşref Şefik, şunları yazıyordu:
“Tenis, eskrim gibi karakteri, seyircileri ve şampiyonları itibariyle hakemin kararına pek ihtiyaç hissedilmeyen rakiplerin mağlubiyetlerini kendi kendilerine kabul ve ilan ettikleri bir efendi sporudur…
O yılın Türkiye birincisi Şefik Fenmen, turnuvada ünlü Fransız tenisçi Henry Cochet karşısında. 23 Ağustos 1949 tarinindeki bu karşılaşmayı Cochet, 6/2 6/3 lük setlerle kazandı. Bu fotoğrafı, H.Cochet, Şefik Fenmen için imzalamıştı. Şefik Fenmen de kendisini ziyaretim sırasında bana armağan etti. Türk Tenis Tarihinde önemli bir belge olarak ilk kez sunuyorum.Bir sporu hakikiyle ilerletmek usul ve kaidelerini muhafaza ederek yapmak için başlıca çarenin, dışarı ziyaretlerden ziyade, dışarıdaki kıymetlerin memlekete getirilmesi olduğunu Avrupalılar çoktan kabul etmişlerdir. Bir tenis takımının dışarıya gönderilmesiyle üç dört şampiyonun görgüsünü arttırmak kabildir. Fakat büyük şampiyonları memlekette göstermekle bütün seyircilerle beraber, yeni yetişecek düzinelerce gence yüksek tenisin, beynelmilel maçlara hakim olan havanın keyfini aşılamak mümkündür.”
Cumhuriyet Gazetesi
Eşref Şefik, turnuvaya katılan ünlü tenisçilerle ilgili izlenimlerini de şöyle yansıtıyordu: “Fransız Cochet’nin bir işçi el alışkanlığı ile çevirdiği topları, yaptığı sayıları hayran hayran seyredenler arasında, Alman şampiyon Von Cramm da vardı. Giyinişi, oyunu ve kendisi pek zarif olan Von Cramm’ın Avusturya şampiyonu Vays’la idman edeceği fısıldaşılıyordu.
Baktım ki, çoğu kadın seyircilerden grup grup meraklılar Von Cramm’ın idmanını seyre telaşla koşuyorlardı. Doğrusu, seyredenlerin gözleri ve aynada kendi gözlerinin zevki namına uzun pantolonunu kısa pantalona feda etmemekte ısrar eden o sevimli ve pek nazik Alman şampiyonu seyredilmeyecek gibi de değildi. İdmanını görmeğe bile telaşlanan gruplara hak verdim doğrusu.
Dün maçlarda, gittikçe artan umumi heyecan ve merakın, bir iki gün içinde son hadlerine varacağını ve güzide tenis meraklılarının, dağcılık kulübünün her kortunu, Avrupa’da gördüklerimiz gibi nazarı okşayan bir toplulukla çevreleyeceklerini tahmin ederim.”
25 Ağustos 1949 Cumhuriyet Gazetesi.
Eşref Şefik’in tahmin ettiği gibi turnuva son gününe kadar büyük bir ilgiyle izlendi ve gazetelerde geniş şekilde yer aldı. Turnuvada final karşılaşmaları şu şekilde sonuçlandı…
Tek Erkekler:
Gottfried Von Cramm (GER) y. Henry Cochet (FRA) 6/4 6/4 6/2
Tek Kadınlar:
Annelies Bossi (ITA) y. Lucia Manfredi (ITA) 6/1 8/6
Çift Erkekler:
Gottfried Von Cramm (GER)-Jack Harper (AUS) y. Henry Cochet (FRA)-Jacques Peten (BEL) 6/0 9/7 6/1
Çift Kadınlar:
Mualla Gorodetzky (TUR)-Bahtiye Musluoğlu (TUR) y. E.W.Dawson Scott (GBR)-P.Joan Curry (GBR) 6/3 6/4
Karışık Çiftler:
P.Joan Curry (GBR)-Gottfried Von Cramm (GER) y. E.W. Dawson Scott (GBR)-Jack Harper (AUS) 6/2 6/4

