Turnuva öncesi yazımda da belirttiğim gibi, bu yıl Wimbledon’da tecrübe kazandı.
Tenis severler, çok büyük bir ustanın, artık iyice olgunlaşan, zarif, enfes, şık, mükemmel vuruşlarını bir kez daha izleme şansını buldu.
Parayla satılmayan tek şey olan tecrübe, Wimbledon’da bir kez daha şampiyonluk kürsüsündeydi.
Seyirciler bir kez daha, bu kadar düzgün, bu kadar isabetli, bu kadar sakin vuruşlar yapan ve topa bu kadar mükemmel hükmeden bir tenisçinin ustaca vuruşları karşısında saygıyla şapka çıkardılar.
Önümüzdeki ay 36 yaşında olacak olan Federer, geçtiğimiz yıl sakatlığı sebebiyle tenise 6 ay ara vermek zorunda kalmıştı.
İsviçreli tenisçinin dönüşü muhteşem oldu. Avustralya Açık dahil, katıldığı son 6 turnuvanın 4’ünü kazandı. Dünya sıralamasında 5’inci sırada ve turnuvanın da 3 numaralı seri başı idi. En önemlisi bu turnuvada 7 tekler birinciliğine sahip olması ve 8’inci şampiyonluğu hedeflemesiydi.
Rakip ise dünya sıralamasında 6’ıncı sırada yer alan 7 numaralı seri başı Hırvat Marin Cilic’di. İstikrarlı tenisi, güçlü fiziği ve servisleriyle finale çıkmayı başarmıştı.
Her ikisi de finalde kazanacaklarına çok inanıyordu.
Cilic, 2014’de Amerika Açık’ta şampiyon olurken, yarı finalde Federer’i üç sette mağlup etmiş, geçen yıl Wimbledon çeyrek finalinde de, Federer karşısında üç maç puanından yararlanamamıştı.
Finale iyi başlayan Federer oldu ve bu seti kolay kazandı, 6-3.
İkinci sette, hem Federer’le hem de duygularıyla mücadele eden Cilic, bu seti de 6-1 kaybettikten sonra tedavi molası aldı. Sol ayağının altı su toplamıştı, ancak gözyaşları onun duygusal sorunlar da yaşadığını gösteriyordu. İlk Wimbledon finalini oynayan Cilic, maçı bırakmakla bırakmamak arasında gitti geldi. Finale gelene kadar çok istikrarlı bir performans sergileyen Cilic için final maçında aynı şeyleri söylemek mümkün değildi.
Roger Federer üçüncü seti de 6-4 alarak 8’inci Wimbledon, 19’uncu Grand Slam turnuvası şampiyonluğunu ilan ediyordu.
Cilic maçtan sonra kazanmak için elinden gelen herşeyi yaptığını belirtiyordu. Ama karşısında Federer vardı. Bundan sonra da bir tenisçinin böyle bir performansa ulaşıp ulaşamayacağı tartışma konusuydu.
Federer, açık tenis (1968) başladığından bu yana Wimbledon’ı kazanan en yaşlı tenisçi olurken, hiç set vermeden bu başarıya ulaşması da ayrı bir rekordu.
İsviçreli raket, 2003 yılında bu turnuvadaki ilk şampiyonluğunu kazanırken player box’ı çok kalabalık değildi. Bundan 14 yıl sonra bugün, onun 8’inci şampiyonluğunda, player box’da ikiz kız ve ikiz erkek dört çocuğu ve eşi bu mutluluğu paylaşıyordu.
6 ay ara verdikten sonra tekrar kortlara dönen Federer, maçtan sonra; “Geri gelebileceğime ve tekrar yapabileceğime daima inandım” diyordu.
“Eğer siz de inanırsanız, hayatınızda gerçekten ileriye gidebilirsiniz.”
Federer şampiyon olmuştu, ama verdiği mesaj çok daha önemliydi.
YENİ ŞAMPİYON MUGURUZA
Tek bayanlarda ise Wimbledon’ın yeni şampiyonu Garbine Muguruza oldu.
Hem Muguruza, hem de Venus Williams finale çok iyi tenis oynayarak geldi. İkisinde de mükemmel bir motivasyon ve konsantrasyon vardı.
Muguruza belki rakibi kadar tecrübeli değildi ama iki yıl önce Wimbledon’da Serena’yla oynadığı final, geçtiğimiz yıl Roland Garros şampiyonluğu, bu yıl Roma’da çeyrek finalde Venus karşısından zaferle ayrılışı, ona yeterli öz güveni sağlamıştı.
Bu yıl Wimbledon öncesinde iki çim kort turnuvasına katılışı, onun ne kadar kararlı olduğunun da bir başka göstergesiydi.
Venus Williams’ın ise, bu yıl Roland Garros’dan sonra, Florida’da yaşlı bir kişinin ölümüyle sonuçlanan bir trafik kazasına karışması, onu çok fazla etkilemişti. Zor günler geçirdi. Tenis ve Wimbledon, onun sığındığı liman oldu. Bu durum Venus’ün Wimbledon konsantrasyonunu kat kat arttırdı. Olumsuz düşüncelerden uzaklaşmasının tek yolu olarak tenisi gördü..
Turnuvanın ilk maçlarında biraz sallandı ama sonra toparlanmayı başardı. Her ne kadar kendisini çok etkileyen kazayı unutmak istese de, basın mensupları bu konuda ne düşündüğünü öğrenmekte ısrarcıydı. Wimbledon’daki ilk basın toplantısında bu ısrarcı davranışlar onu ağlattı ve basın toplantısına bir süre ara verildi.
Venus Williams, 2011 yılında bağışıklık sistemindeki rahatsızlık (Sjögren Sendromu) sebebiyle, 2014 yılına kadar 4’üncü turdan öte gidemedi. Ancak, bu şanssızlıkları bu yıl aştığına inanıyordu. Williams, bu yıl Avustralya’da final oynamış, Wimbledon’da 6’ıncı kez kupa kaldırmak için hazır olduğunu göstermişti. Venus’un koçu, hamile olduğu için evinde kalan ve Muguruza’yı iki yıl önceki Wimbledon finalinden çok iyi tanıyan Serena’ydı.
Muguruza’nın koçu Sam Sumyk ise eşi doğum yapmak üzere olduğu için görevi, bayanlarda Wimbledon’ı kazanan ilk İspanyol Conchita Martinez’e bırakmıştı. Martinez, 23 yıl önce 1994 Wimbledon finalinde, Martina Navratilova’ya 10’uncu şampiyonluk vizesini vermeyerek İspanya tarihinde kahraman olmuştu. Şimdi ise Wimbledon’da ilk İspanyol şampiyon olma unvanını kaybetme pahasına, tecrübelerini Muguruza’ya aktarıyordu.
Venezuella doğumlu, annesi Venezuellalı babası İspanyol olan Muguruza, Venus’den 14 yaş küçüktü.
Wimbledon’da bu yıl kupa kaldırması halinde, bu turnuvadaki en yaşlı şampiyon olacak olan 37 yaşındaki Venus Williams, maça iyi başlayan tenisçiydi.
Muguruza da iyi başlamıştı…
Maçın başları finalin çok çetin geçeceğini gösteriyordu.
Ta ki skor 5-4 iken Muguruza iki set puanını çevirene kadar.
İşte tam o sırada merkez korta sanki yıldırım düştü.
Williams tökezlemeye başladı. İnanılmaz bir duygusal değişim yaşıyordu.
Üst üste tam 9 oyun kaybetti.
Yeni şampiyon İspanyol Garbine Muguruza’ydı.
Dünya sıralamasında 15’inci sırada yer alan turnuvanın 14 numaralı seri başı Muguruza, Wimbledon finalinde, dünya sıralamasında 11’inci sırada yer alan turnuvanın 10 numaralı seri başı Venus Ebone Starr Williams’ı beklenmedik bir skorla yenerek şampiyon oluyordu. 6/4 6/0
Muguruza maçtan sonra “Ben Venus’ü seyrederek büyüdüm” diyerek herkesi güldürdü.
Venus Williams ise mutluydu. Motivasyonu ve aktivasyonu onu finale kadar getirmiş, bir yılda ikinci kez final oynamasını sağlamıştı. 5-4 öndeyken iki set puanını kullanamayışı ve sonrasında tam 9 oyun kaybederek mücadeleden kopuşunun sebebi neydi? 2011’deki rahatsızlığı ile ilgili bir bağlantısı olabilir miydi?
Bu maçla ilgili zihinde kalan soru buydu.
Bir Wimbledon daha sona ererken tecrübe, Federer’i şampiyon yapmış, Venus’ü finale taşımıştı. Muguruza bundan sonraki Grand Slam’lerin önemli şampiyonluk adaylarından biri olduğunu ilan ederken, Cilic, Grand Slam performansını şampiyonluğun çok yakınına kadar arttırmıştı.
Yazılar
- GÜLÜMSETEN ANILAR (20)
- TENİS SÖZLÜĞÜ (30)
- TENİSİN İÇİNDEN (23)

